Salı, Ağustos 30, 2005

Kucuk Mutluluklar

Yazilarini ve siirlerini severek okudugum Yonca arkadasim "el sende" dedi. Peki, ben de 10 kucuk mutlulugumu paylasacagim. Ben de Zeynep'i ebeleyecegim galiba.

1-Parkta yurumek
2-Oyun oynayan cocuklari seyretmek
3-Sincap gormek (burada cok var)
4-Bebek kokusu
5-Dondurma yemek
6-Kilo vermek
7-Telefonda ailemin sesini duymak
8-Bir bebegin bana bakip gulumsemesi
9-Bloguma yazi yazmak
10-Ispanyolca yeni bir kelime ogrenmek

Bu arada kucuk mutluluk bulma oyunu cok keyifliymis, oyunun amacini yazdiktan sonra anladim...


Fiyatlandirma Muammasi...

Insanlarin bir urun icin ne kadar odeyecegine nasil karar verirsiniz?

Bu konuda yapilan arastirmalar gosteriyor ki satinalma davranislari incelendiginde aslinda insanlarin fiyat konusunda cok da mantikli davranmadigi gorululuyor. Klasik bir arastirmada tuketicilere fiyati 15 Dolar olan bir hesap makinasini 10 Dolara alabilmek icin 20 dakikalik bir yolu goze alip almayacaklari soruldugunda tuketicilerin cogu evet cevabini veriyor. Ayni soru 125 Dolarlik bir ceket icin soruldugunda pek cok kimse ayni 5 Dolar icin bu yolu goze almayacaklarini soyluyor.

Nobel odullu yazar Thaler,tarafindan yapilan bir arastirmaya gore ise insanlara soyle bir hipotetik bir durum veriliyor;
Plajda yatiyorsunuz ve soguk bir sise bira istiyorsunuz. Bir arkadasiniz gidip birayi satin alacagini soyluyor ve bira icin kac lira harcamaya gonullu oldugunuzu soruyor?
Bu arkadas birayi gidip kucuk bir marketten alacagini soylediginde ortalama fiyat 1.5 Dolarken, birayi gidip bir resort hotelin barindan alacagini soylediginde fiyat otomatikman 2.7 Dolara cikiyor. Kosullar ve beklentiler fiyati neredeyse %80 oraninda yukseltiyor cunku resort otelde fiyatin yuksek olacagini bekliyoruz ve daha fazla odemeye haziriz.

Fiyatlandirmada esas, musterilerin beklentilerini anlamak ve beklentileri sekillendirmek.

Insanlar beklentilerini olustururken genelde benzeri urun veya servislere ne odediklerini baz alirlar. Akademisyenler bunu "referans fiyat" diye adlandiriyorlar. Referans fiyat kavramini asmak aslinda oldukca zor ama yaratici pazarlama stratejileriyle imkansiz degil. Iste bir ornek;

Sam Calagione, Dogfish Craft Bira Isletmesinin CEO' su. Firma, Calagione' nin fiyat stratejisi sayesinde 2004 yili gelirini %52 arttirarak 8 Milyon Dolara ulastirdi. Nasil mi?

Dogfish'in bazi biralari, specialty bira markalarinin 2 katiyken, "mass market" markalarinin neredeyse 4 kati.
Calagione musterilerini referans fiyat olarak diger bira markalarini degil, sarap markalarini baz almaya tesvik ediyor. O'na gore sarap musterisi bir sise "Pinot Noir"in fiyatinin digerlerinin 4 kati olmasini anlayabilir. Firma reklam ve iletisim faaliyetlerini de rakip bira firmalarindan tamamiyle farkli olarak ve sarap firmalarini ornek alarak yurutuyor.
Ornegin, firmanin premium bira markasi olan "Pangaea" 750 mililitrelik mantar tapali sarap siselerinde satiliyor.Bira fiyatlari ortalama bir bira severin beklentisinin cok uzerinde ama Calagione'nin hedef kitlesinin referans fiyat beklentisi yuksek.

Fiyatladirma ile ilgili Eylulce Blogunun guzel bir yazisi var. Onu da okumaninizi tavsiye ederim.

Pazartesi, Ağustos 29, 2005

Tuketici Gozuyle !..


1-Nissin Firmasinin urettigi cabuk yemek kategorisindeki "Cup Noodles" ambalajinin kullanim talimatlari bolumunde "Mikrodalga talimatlari icin kapaga bakiniz" yaziyor. Tabii talimatlari gorebilmek icin kapagi yirtmaniz gerekiyor.
Kapagin icerisinde yazan su: "Mikrodalga isisindaki degisimlerden dolayi ve guvenliginiz icin mikrodalga pisirme yontemini tavsiye etmiyoruz."



2-Del Monte firmasinin urettigi spagetti sosu ambalaji...

Siz bu sosta gercek et bulamayinca hayal kirikligina ugrar miydiniz?

Cuma, Ağustos 26, 2005

Ajan Olmak Isteyen Var mi?

Pazarlama ile ilgilenen herkes son yillarda yaygin olarak kullanilan agizdan agiza pazarlama, viral pazarlama, ortulu pazarlama gibi. terimleri duymustur. Iste bu projelerde gorev almak uzere gonullu toplayan bir ajans. Firma 60 binin uzerinde ajani oldugunu soyluyor.

http://www.bzzagent.com

Websitesinde ayrica ilginc "case study"leri bulabilirsiniz.
Ulkemizde bu tur agizdan agiza pazarlama faaliyetlerinin ne asamada oldugunu veya boyle bir ajansin olup olmadigini bilen var mi?

Kefir

Orta Asya'da kesfettigimiz ve Turkce "keyif" sozcugunden gelen kefir Amerika'da dogal ve saglikli urunler satan pek cok supermarketin raflarinda kendine yer bulmus durumda.

Amerika ve Ingiltere'de sade yogurt "Greek Yogurt" diye satilir. Kefir de Hellios degil de bir Turk firmasi tarafindan uretilip "Turkish Kefir" diye satilsaydi iyi olmaz miydi?

Fotograf: Whole Foods supermarket/(Dogal ve natural urunler satan, ust gelir grubuna hitap eden bir supermarket)

Perşembe, Ağustos 25, 2005

Pazarlama ve Sosyal Sorumluluk

Tuketiciye duygusal duzeyde hitap edebilmek icin pek cok firma sosyal sorumluluk veya "cause related" pazarlama stratejilerini uygulamaya basladi. Bunun en guzel orneklerinden birisini de "Stonyfield Farm" firmasi.

Stonyfield Farma firmasi organik ve dogal yogurt, smoothie ve frozen yogurt kategorilerinde faaliyet gosteren bir firma. Urunleri, daha ziyade organik ve dogal urunler satan ve ust gelir grubuna hitap eden supermarketlerde satiliyor.

Stonyfield Farm firmasi karinin %10 unu cevrenin korunmasi ile ilgili projelere aktariyor ve yogurt kapaklarinda bu konuyla ilgili tuketiciyi bilgilendiriyor.

Birkac gun once Starbucks ve bu konuyla iliskili bir yazi yazmistim. Peki iki firma arasindaki fark nedir derseniz. Stonyfield Firmasinda hersey acik ve net. Tuketici ambalaji incelediginde odedigi paranin yuzde kacinin sosyal amacli oldugunu gorebiliyor. Starbucks da ise satis noktasinda eksik ve yaniltici bilgilendirme sozkonusu. ( Ben sise suyu non-profit bir organizasyon markasi olarak algiladim. ) Inaniyorum ki Starbucks onumuzdeki gunlerde bu konuda bir duzeltme yapacaktir.

http://www.stonyfield.com

Salı, Ağustos 23, 2005


HELP!!! SPAM YORUMLAR

Cok fazla spam yorum almaya basladigim icin yorumlar
bolumune 'word verification' eklemek zorunda kaldim. Umarim mazur gorursunuz.
Bu konuda baska yapabilecegim birsey var mi?

Pazartesi, Ağustos 22, 2005

Blog Savaslari Basladi...



Gectigimiz hafta San Francisco'da dev sirketlerin de katilimiyla bir "Blog Is Zirvesi" gerceklesti. Dev firmalar blog dunyasini anlamak ve oneri almak icin yonlerini yirmili yaslardaki siradisi genclere dondu.

Bunlardan biri olan 21 yasindaki Matt Mullenweg, birkac yil oncesine kadar muzisyen olmayi duslerken bilgisayarlara olan duskunlugu hayatini degistirdi. Mullenweg zirvede Hewlet-Packard, Wells Fargo gibi firmalarin halkla iliskiler temsilcileri ile bulusarak onlara "blogger" larla nasil iletisim kuracaklari, kendi bloglarinda urunleri hakkinda en iyi yorumlari nasil alacaklari ile ilgili bilgi verdi.

Zirvede verilen ilginc orneklerden biri Dell Bilgisayar Musteri Hizmetleri. Birkac ay once unlu "blogger" lardan Jeff Jarvis , "Buzzmachine.com" blogunda Dell firmasini kotu musteri hizmetlerinden dolayi yerden yere vurdu. Okurlardan da benzer tepkiler ve yorumlar gelmeye basladi ve sikayetler diger "blogger"lara da sicradi. Gectigimiz hafta Michigan Universitesinin yaptigi bir arastirmaya gore Dell Musteri Servisi Memnuniyet Orani onemli olcude dustu.

Mullenweg ayrica sirketlere ozel blog yazilimi olan "WordPress.com" u da tanitti. Bu yazilim, firmalarin kendi server'larinda veya "WordPress.com" server'inda tutulabiliyor ve firma calisanlarina ozgurce blog'lama imkani veriyor.



Su anda internette en az 70 milyon blog ve en azindan yarim duzine yazilim firmasi var. Diger sektorlere kiyasla henuz cok kucuk paralarin kazanildigi bu endustride, firmalarin bloglari anlayabilmek ve kendi bloglarini uretebilmek icin buyuk paralar harcayacagi umut ediliyor.

Peki firmalar "blogger"lara nasil cevap verecek? Sessiz mi kalacaklar yoksa cevap vermek icin kendi bloglarini mi yaratacaklar? Mullenweg'e gore firmalar cok yakinda isigi gorerek kendi bloglarini olusturacaklar.
Zirvede verile bir baska ilginc ornek ise Robert Scoble. Scoble "Scobleizer" blogunun yazari ve Silikon vadisinde " Seytan Imparatorlugu" diye tanimlanan Microsoft'un calisani. Ilginctir Scoble blog'unda daha ziyade Microsoft urunlerini elestiren yazilar yazmasina ragmen Microsoft calisani aleyhine herhangi bir adim atmadi. Bu da Microsoft'un kredibilitesini arttirdi.

Mullenweg'in yazilimininin en buyuk rakibi ise Six Apart adinda bir firma. Six Apart'in "Typepad" programi aslinda pazar lideri ama Mullenweg daha iyi spam korumasi vererek liderlik koltuguna oturabilecegini dusunuyor.

Konferansin Bulgaristan'dan da konuklari vardi. Vassil Mladjov Blogtronix adinda bir firmanin sahibi. Blogtronix firmalarin bloglamasi icin Microsoft'un ".Net" Platformonu kullaniyor. Mladjov'a gore bloglar geleneksel halkla iliskiler kavramini tamamen degistirdi.

Konferanstan herkesin farkli bir beklentisi vardi. Bob Wyman PubSub firmasinin sahibi. Wyman da kendi yaziliminin 14 Milyon Blog'u takip ettigini ve bu bloglardan birinde firma isminden bahsedildigi takdirde firmayi 10 saniye icinde haberdar edebildigini belirtiyor.

Ben dun Starbucks'i elestiren bir yazi yazdim ama tabii Starbucks'in bundan haberi olmadi ( Dag, fare ornegi...) belki onumuzdeki aylarda boyle bir yazi yazdigimizda buna bir firma yetkilisinin yorumunu ve cevabini da okuyabilecegiz. Bakalim Blog Savaslari nasil gelisecek?..

Kaynaklar: Yahoo News , http://matt.wordpress.com

Pazar, Ağustos 21, 2005

Starbucks, Ethos Su ve Etik


Ben aslinda "limoni" olmak istemiyorum. Ovmeyi elestirmekten cok daha fazla seviyorum ama zaman zaman bu konuda zorlaniyorum. Neyse hikayem su, bakalim bana hak verecek misiniz?

Dun Starbucks'a gittim ve yeni bir sise su dikkatimi cekti. Ambalaj oldukca hos. Etiketi incelemeye basladim. Ethos Water, Natural Spring Water , "help children get clean water"

Bu arada brosurunu de inceledim. Kapak direkt olarak yine "help children get clean water" diye basliyor , sonrasinda tabii ucuncu dunya ulkelerinden susuzluk ceken cocuk manzaralari ve su ihtiyacina dair bilgi...

Herhalde non-profit bir organizasyon sise su satmaya basladi, Starbucks da destek veriyor diye dusundum. Cunku bana verilen mesaj buydu.



Fiyat 1.8 Dolar , normalde ayni miktar su fiyati 1-1.2o Dolar civarindadir ama elbette boyle guzel bir sebep icin fiyat fazla degil diye dusunerek kahveyle birlikte bir sise de su aldim.

Eve gelince merak ettim . Ethos Water'in web sitesini incelemeye basladim ve sok oldum. Comert Starbucks benim 1.8 Dolar odeyerek aldigim suyun sadece 5 "Cent"ini bagisliyor, kendilerinin hedefi bu suyu satarak 5 yilda 10 Milyon Dolar bagislamakmis. Yine web sitesinden ogrendim ki Starbucks "Ethos Water" firmasini Nisan 2005 te satin almis. Yani aslinda Ethos bir Starbucks markasi.

Bana bizim supermarketlerimizde de bazi markalar cesitli kurumlara bagis yaptiklarini ifade ederek satislarini arttirmaya calisiyorlar diyebilirsiniz. Katiliyorum ama bu cok farkli bir durum. Orada en azindan kendilerini sadece hayir amacli satis yapiyormus gibi gosterme soz konusu degil. Ben sahsen kendimi kandirilmis hissettim.

Insanlarin duygularini somuren ve insanlara su saglamak gibi bir sebebi kullanan bu pazarlama taktigi hic etik degil . Elbette boyle bir sebep icin hepimizin bagis yapmasi gerekiyor ama 1 Dolar bagis icin neden 20 sise su almam gerekiyor?

Merak edenler icin sirketin web site adresi: http://www.ethoswater.com ( Bir Starbucks firmasi oldugunu sadece News bolumunu okuyunca anliyoruz)

Cumartesi, Ağustos 20, 2005

KOYUMUZE GERI MI DONUYORUZ?

Gectigimiz gunlerde bir arkadasimin tavsiyesiyle petrol ve enerji kriziyle ilgili bir web sitesi'ni inceleme firsati buldum. Piyasada komplo teorisi ureten
cok fazla web sitesi ve kitap var . Bu yuzden kendi yorumumu fazla katmadan kisaca ogrendiklerimi ozetlemek istiyorum ve karari size birakiyorum.

Bilim adamlari ve yatirim bankacilarinin son gunlerde cok tartistigi bir kavram var. "Peak Oil". "Peak Oil" petrol bitti demek degil. "Peaking" artik petrolde buyumenin sona erdigini ifade ediyor. Tabii dogal olarak bu asamadan sonra "decline" yani azalma asamasi geliyor ve bu asama mutlaka gerceklesecek. Petrole olan ihtiyac arttikca da "Peak " noktasina ulasma hizi artiyor.

75 den bugume dunya petrol tuketimi su sekilde:

1975 55 mmb/d (milyon barrel/gun)
1985 65 mmb/d
1995 70 mmb/d
2005 85 mmb/d

Bugun bilinen reservlerin totali 1190 trilyon "barrel". Bu rezervlerin %90 i denetlenmiyor ve toplam rezervin ne kadarinin kaliteli petrol oldugu hakkinda da bir bilgi yok. Dolayisiyla aslinda bilim adamlari iyimser veya karamsar tamamen tahmini olarak konusuyorlar. Iyimser olanlar birkac on yil gececegini, karamsar olanlar ise birkac yil icinde gerceklesecegini, hatta 2003 de gerceklesmis olabilecegini soyluyorlar.



Peki alternatif enerji kaynaklari ornegin " bio-diesel " ve "hidrojen" . Bilim adamlari simdilik bu alternatifleri pek ciddiye almiyorlar cunku tum dunyayi misir bahcesine cevirsek petrolden elde ettigimiz enerjiyi elde edemiyoruz, diger taraftan hidrojen uretimi icin zaten petrole ihtiyac duyuluyor.

Elbette politik yazarlar Amerika'nin bunu bildigini, kalan petrolu kontrol etmek icin Irak'a girdigini ifade ediyorlar.

Eger "peak" nokta asilmissa veya birkac yil icerisinde asilirsa petrol fiyatlari astronomik duzeyde yukselecek. Kaynak savaslari baslayacak ve globallesme trendi lokallesmeye donecek. Bu durumda bizler de galiba koylerimize geri donecegiz...

Kaynaklar:
http://www.lifeaftertheoilcrash.net
http://www.simmonsco-intl.com ( Dunyanin en buyuk enerji yatirimcisi ve Bush'un eski enerji danismani)


Ekleme: 23 Agustos

Bugun ilginc bir gelisme oldu. Bildiginiz gibi Amerika'da SUV ve dev pickup' lar cok yaygin. (%50) Bu araclar 1 galon benzin basina ortalama 21 mil yapiyorlar. 2011 itibariyle bunun 23 mile cikarilmasi yonunde standart getirilecegi aciklandi. Boylece 10 milyar galon tasarruf saglanmasi hedefleniyor.

Cuma, Ağustos 19, 2005



Aslinda bugun perakende uzerine yazmayi dusunmuyordum ama gazetede Migros'un Tansas'i satin aldigi haberini okuyunca icimden yine perakende konusunda yazmak gecti.

Hepimizin bildigi gibi Turkiye'de ve yurtdisinda firmalar surekli satin alma ve birlesmelerle buyumeye ve bulunduklari sektore hakim olmaya calisiyorlar. Peki kucuk perakendeciler bu devlerle nasil mucadele edecek?

Kucuk perakendeci hicbir ozelligi ve farkliligi olmayan urunleri yuksek fiyatlarla satmaya calisirsa devler karsisinda basarisiz olmasi elbette kacinilmaz. Bana gore kucuk perakendecinin basarili olabilmesi icin en basta devleri taklit etmekten vazgecmesi, ozgun olmasi ve dezavantaj gibi gorunen farkliliklarini avantaja cevirmesi gerekiyor.

Birkac ornek vermek gerekirse;

  • Pek cok zincir magaza satinalma yaparken buyuk miktarlarda almak zorunda bu yuzden ureticinin elinde kalan ve satabilmek icin daha buyuk olculerde indirim yapacagi urunlerden faydalanamaz. Kucuk magazalar bu indirimlerden yararlanabilir
  • Piyasada uretimi sinirli olan ve bu yuzden zincir marketlerin pas gectigi yeni urunler olabilir . Kucuk magazalar bu urunlerden yararlanabilir.
  • Pek cok kucuk uretici buyuk zincir magazalara satis yapmak istemez. Kucuk ve lokal ureticilerle iyi iliskiler gelistirmek kucuk perakendeci icin onemli.
  • Kucuk perakendecilerde yonetim kadrolari daha az ve basit yapidadir. Bu yuzden genel giderleri daha azdir.
  • Musteri servisi kucuk perakendecinin can damaridir. Kucuk perakendeci kisiye ozel servisi daha rahat saglayabilir. Insanlar nerede rahat eder, kendisine ve isteklerine onem verildigini hissederse oraya gider.

Perşembe, Ağustos 18, 2005



Starbucks ararken bir an buldugumuzu zannettiren ve bizi yanilgiya dusuren bir kuru temizlemeciyle karsilastik. Starbucks da tam karsisinda.

Bu grubun bilimsel adi "marka asalaklari" . Benim favorim hala ulkemizde de cok populer olan "Adisas" sirt cantalari...

Salı, Ağustos 16, 2005

Supermarket Casusu Is Basinda !

Bugun meslek ugruna hayatimi bir kez daha tehlikeye atarak! Albertsons Supermarketten cektigim birkac fotografi sizlerle paylasmak istiyorum.

* Albertsons supermarket yeni cikan urunleri ozel bir gondolbasinda sergilemeye basladi.



* Satislar incelendiginde pekcok tuketicinin misir gevregi gibi "cereal" urun grubu ile birlikte muz da satin aldigi gorulmus. Gercekten meyve reyonunda muz almayi unutanlar burada yakalaniyorlar. Iste ispati...

Kısa Kısa...

- Her supermarketin oldugu gibi Albertsons'un da "Preferred" diye adlandirdigi bir karti var. Bu kart sayesinde tuketici promosyonlu urunleri daha ucuza alabiliyor. Faturada ne kadar tasarruf ettigin gorunuyor ama pek cok kisi alisveristen sonra faturasini kontrol etmiyor. Albertsons Supermarkette kasa cikisinda kasiyer faturada ne kadar tasarruf ettiniz bolumunu daire icine aliyor ve size alisverisinizden ne kadar tasarrruf ettiginizi soyluyor.

" -Bugunku alisverisinizde .... kartinizla ... lira tasarruf ettiniz"

Cok basit ama etkili ...

- Kartinizi unuttugunuzda dahi, hemen kasadaki gorevli kendi kartini kullanarak sizin promosyonlardan faydalanmanizi sagliyor.


Pazartesi, Ağustos 15, 2005


Kendimi Bir Tuketici Olarak Sevmiyorum!!!

Benim gibi tuketici rakip firma basina...

Son 2-3 yildir neredeyse hergun supermarkete giderim. Galiba artik bagimlilik haline geldi. Cogu zaman amacim yeni bir urun geldi mi diye bakmak, alisveris edenleri gozlemlemek, promosyonlari ve marketlerin raf duzenlerini incelemektir.

Tabii supermarket turlarim her zaman inceleme amacli degil. Neticede ben de bir tuketiciyim.

Profesyonel olarak diger insanlarin satin alma aliskanliklarini, marka bagimliliklarini incelerken gecenlerde kendimi unuttugumu farkettim ve oturup dusundum.

Itiraf ediyorum; manzara pek ic acici degil. Ileri derecede fiyata duyarliyim, neredeyse sadece indirimdeki urunleri satin aliyorum. Indirimde olmayan urunu almayi erteliyorum cunku biliyorum ki en gec bir hafta sonra o urun indirime girecek.

Marka bagimliligim neredeyse sifir duzeyde, her an bir onceki satin aldigim markaya ihanet edip farkli bir markaya gecmeye hazirim. Ozellikle satin aldigim temizlik urunlerinin neredeyse hemen hepsi supermarket markalari.

Hep daha cok istiyorum, urununu satin almam icin kim daha cok rusvet verirse oraya kayiyorum.

Kabus gibi, herkes benim gibi olsa pek cok firma iflas eder. Yoksa herkes benim gibi mi olmaya basladi. Yok canim zenginler var. Onlar fiyata, tencere tava promosyonlarina bakmazlar. Annem kizim onlar cimriliklerinden zengin oluyorlar derdi. Umarim haksizdir!..

Peki tum suc benim mi? Surekli birbirini taklit eden, herhangi bir farklilik yaratmayan, fiyat savaslariyla, surekli indirimli fiyatlarla ve promosyonlarla markalarinin degerini dusuren biz pazarlamacilarin bunda hic sucu yok mu?

Kucuk Baliklarimizi Yem Etmeyelim!..

Bugun hangi pazarlama kitabini okusaniz karsiniza Wal-Mart'la ilgili bir "case study" cikar.

*Buyuk Wal-Mart , farkli stratejisiyle rakiplerini nasil da geride birakti!
*Super satin alma yontemleriyle maliyetlerini nasil dusurdu!
*Wal-Mart tuketici memnuniyetini nasil sagliyor?
*Wal-Mart stoklarini nasil takip ediyor? Satilan her urunu sistemden aninda nasil takip ediyor?

Elbette tum bunlar yabana atilacak basarilar degil. Peki, Wal-Mart dusuk fiyatlar disinda insanlara neler vaadediyor? Kendi ifadeleriyle, insanlara is veriyor, as veriyor, gittikleri heryerde sosyal ve ekonomik hayatta bir gelisme oluyor.

Olaya bir de diger taraftan bakalim;

*Wal-Mart magazalarindaki urunlerin %90 dan fazlasi Cin'de uretiliyor. 3000 den fazla fabrika sadece Wal-Mart icin calisiyor.
*Wal-Mart dusuk fiyatlarini ve karliligini muhafaza edebilmek icin ulusal ureticileri neredeyse sifir marjinlerle calismaya zorluyor.
*Wal-Mart ' in gittigi heryerde lokal ve kucuk magazalar kapaniyor.

Wal-Mart'in bugun battigini dusunun. Amerikan ekonomisi bundan nasil etkilenir?

Bir baska soru ise firmalar nereye kadar buyumeli? Bunun bir limiti yok mu?

Doganin kanunu buyuk balik kucuk baligi yer ama doga her zaman dengeyi muhafaza eder. Biz de cok gec olmadan lokal ve kucuk baliklarimizin kiymetini bilmeli ve dengeyi korumaliyiz.

Pazar, Ağustos 14, 2005


Insanlara Yaratici Bir Mesajla Ulasmak

Basarili pazarlama buyuk bir finansal yatirimdan ziyade dogru hedef kitleye ulasmak, iletisim kurmak ve harekete gecirmek icin uygulanacak strateji ve taktiklere dayanir.
Kathy Woodstrom, San Francisco'da bulunan cicek aranjmani isini gelistirmek icin dikkat cekici bir tanitim yapmak istedi ve bunun icin bankaya gitmesine gerek olmadi.

Kathy herhangi bir magazaya veya showroom'a sahip degildi. Siparislerini daha ziyade internet uzerinden veya telefonla aliyordu. Dolayisiyla geleneksel pazarlama yontemlerini yontemleri yerine daha yaratici bir yontem uygulamak istedi.

Populer bir parki ve ozellikle genclerin gittigi bazi kucuk kafeleri ciceklerle dekore etti. Elbette her cicek aranjmanina da kendisine nasil ulasilacagini belirten bir kartvizit eklemeyi de ihmal etmedi.

Kathy bu sayede ozellikle genc ve aktif olarak internet kullanan bir kitlenin dikkatini cekerek kendisine ulasmalarini saglamis.

Kissadan hisse; tuketiciler geleneksel pazarlama yontemlerine gun gectikce daha az cevap veriyor. Kathy bu engeli pazarlama mesajini insanlarin hosuna gidecek sekilde onlari rahatsiz etmeden ve onlara pozitif bir duygu yasatarak asti. Mesajini hedef kitlesine gore ayarladi ve basarili oldu. Darisi basimiza...






Cumartesi, Ağustos 13, 2005

Gectigimiz gunlerde katildigim reklamcilikla ilgili bir konferanstan bazi kisa notlari sizlerle paylasmak istiyorum. Arastirma Amerikali tuketiciler uzerinde yapilmis.Sizce ulkemizde sonuclar nasildir?

Tuketiciler reklamlardan nefret eder!

  • Tuketicilerin %70 i reklamlarin ucretsiz TV kanallari izleyebilmek icin gerekli olduguna inaniyor.
  • Tuketici bilgilendirici ve eglenceli reklamlari severken; reklami yapilan urunun ne oldugunu anlayamadigi, ilginc olmayan, sıkıcı ve surekli tekrar eden reklamlari sevmiyor. Ayni zamanda bazi reklamlarin kendilerini aptal ve dusuk zekali hissettirmesinden rahatsizlar.
  • %4 geleneksel TV spotlarini severken, %44 u nefret ediyor...
  • %49 reklamlari zapliyor.

Frekans arttikca reklamin etkinligi artar!
  • Bir reklami ilk 1-3 saniyede tanima orani: %68
  • Daha once gormedigi bir reklami, gordugu bir reklama tercih edenlerin orani: %51
  • Reklam sinir bozucu, can sıkıcı olmadan ortalama gorulme sayisi: 3
  • Ayni urun icin arka arkaya 2 reklam gormek istemeyenlerin orani: %83

* Yeni urun reklamlari haric olmak uzere yuksek frekansin reklam etkinligini arttirmadigi gibi aslinda markaya zarar verdigi gorulmus. ( Media buying firmalari ve TV kanallari buna pek katilmayacaklardir diye tahmin ediyorum.)

Arastirma Kaynagi: Insightexpress